Berât Gecesi
Münakaşalar, cebir ve tazyikle bir şey almalar, ana ve babaya karşı gelmeler gibi ameller ilâhî affa mani ameller olduğundan Şaban'ın onbeşinci gecesi girmeden önce bunların telâfisi düşünülmelidir.
İşte bu gece girmeden, nehye girmiş bu amellerden, «özellikle buğz ve adavet gibi duygular beslemekten sarf-ı nazar etmemiz, gücendirdiklerimize iyi ve tatlı haberler göndermek suretiyle gönüllerini almamız, bu gecenin tam ilâhî af ve rahmetine nail olmak için çevremizde ve yakınımızda bulunan yoksul kişilere veya ailelere yardımda bulunmamız icap etmektedir.
Zira, buğz ve adavet, mânâsız ve uygunsuz münakaşalar, kin, kıskançlık, pusu kurmak kötü sonuçlar doğuracağı gibi, bu gecenin hayır ve bereketini de kaybetmemize sebep olur.
Üstadım Aliyyü'l-Havvâs'ın bu konu üzerinde şöyle konuştuğunu duymuştum:
«Aile bağını (sıla-ı rahim) kesenler bu gece girmeden önce bu kesintiyi izale etmelidirler. îlâhî tecellilere mazhariyeti buna bağlıdır. İşlemiş olduğu bütün kusur ve kabahatlerden tevbe etmelidirler. Aksi halde gece kalkıp namazlarını kılsa da, namazları ruhsuz bir şekilden ibaret kalır, ilâhî huzur çevresine girmesi mümkün olmaz».
Beyhakî şu Hadis'i rivayet eder:
«Cebrail a.s. bana gelerek, bu gecenin onbeş Şaban gecesi olduğunu, Hak Taâlâ'nın bu gecede Benî Kelb aşiretinin koyunlarının kılları sayısınca birçok kişileri ateşten uzaklaştırdığını, böyle bir gecede, müşriklere, buğz ve düşmanlık besleyenlere, cimrilere, aile bağını koparanlara, ana ve babalarına karşı gelenlere, elbiselerini kibirle yerde sürüyenlere rahmet nazarıyla bakmadığını bana bildirdi».
[Uhudu'l Kubra - İmam Şaranî k.s.]
GECENİZ MÜBAREK VE İLAHÎ RAHMET'E VESİLE OLSUN
Yorumlar
Yorum Gönder